Yılın o zamanı geldi çattı, grip mevsimi sonunda başladı ve üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle hastaneye başvurular bir haftada %50'den fazla arttı. 'Süper grip' haberleri ortalıkta dolaşıyor. Gerçekten korkmalı mıyız? Biz neler görüyoruz?
'Süper grip'
Medyada en çok konuşulan konu olmasa da bayağı yer kaplıyor. Grip vakalarındaki artış 'süper grip' olarak adlandırılıyor, ancak aslında bu sadece mevsimsel bir grip. Bahsi geçen virüs her sene karşılaştığımız grip virüsünden sadece 2 mutasyon farklı. Her yıl kış mevsiminde grip vakalarında belirgin bir artış görülür. Bunun nedenleri; grip ve diğer solunum yolu virüslerinin soğuk ve kuru havayı sevmesi ve bu havalarda daha uzun süre hayatta kalabilmesi, daha etkili bir şekilde bulaşabilmek için kapalı alanlarda sosyalleşmelerden yararlanması ve konakçı bağışıklık cevabında mevsimsel değişiklikler olmasıdır.
Her yıl, insan popülasyonlarında mevsimsel olarak dolaşan grip (İnfluenza A) virüsleri, karmaşık ve kalabalık bir gruptur. İki ana grip varyantı ve alt tipi vardır: influenza B ve influenza A. İnfluenza A'nın da sayısız alt türü arasında, mevsimsel salgınlara ve pandemilere neden olma konusunda kötü bir geçmişe sahip olan H1N1 ve H3N2 özel ilgi gösterilmektedir.
Domuz gribi olarak da bilinen İnfluenza A H1N1, ilk olarak 1930 yılında domuzlarda ortaya çıkan oldukça tehlikeli bir alt türdür. Bu tür, 2009 yılında bir pandemiye yol açmış ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu ilan edilmiştir. Virüs o zaman kadar hiç eşi benzeri görülmemiş bir şekilde birçok ülkeye ulaşmış ve oldukça ciddi seyretmiş ve 151.700 ile 575.400 arasında can kaybına yol açmıştır.
Orthomyxoviridae ailesine ait A tipi bir virüs olan H1N1 virüsü, 11 proteini kodlayan parçalı bir RNA genomuna sahiptir. H proteini virüsün konakçı hücreleri enfekte etme yeteneğinden sorumluyken, N proteini virüsün hücreden hücreye yayılmasına yardımcı olur. Virüs solunum yolu damlacıklarıyla yayılır ve yüzeylerde birkaç saat hayatta kalabilir. 1-4 gün gibi kısa bir kuluçka süresine sahiptir ve belirtiler aniden ortaya çıkar; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağrıları, baş ağrısı, titreme ve yorgunluk gibi diğer grip türleri ile benzerdir. İshal ve kusma gibi gastrointestinal semptomlar da görülebilir. H1N1 influenza tedavisinde genellikle oseltamivir (Tamiflu) veya zanamivir (Relenza) gibi antiviral ilaçlar kullanılır. Erken başlandığında bu ilaçlar hastalığın şiddetini ve süresini azaltabilir.
İnfluenza A virüsünün bir başka alt tipi olan İnfluenza A H3N2, mevsimsel salgınları tetikleyen bir virüstür. İlk olarak 1968'de insanlarda ortaya çıkmış ve o zamandan beri birçok pandemiye neden olmuştur. Orthomyxoviridae ailesindeki bir diğer A tipi virüs olan H3N2'nin de 11 proteini kodlayan parçalı bir RNA genomu vardır. Bu alt tipin H1N1'den daha şiddetli hastalıklara neden olduğu bilinmektedir ve uzun yıllardır varlığını sürdürmektedir.
H3N2, ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağrıları, baş ağrısı, titreme ve yorgunluk gibi diğer grip türlerine benzer belirtiler gösterir. Bazı kişilerde gastrointestinal semptomlar da görülebilir.
H3N2 tedavisi, H1N1 tedavisine benzer bir yaklaşım izler. Oseltamivir (Tamiflu) veya zanamivir (Relenza) gibi antiviral ilaçlar en sık kullanılan ilaçlardır. Şiddetli vakalarda, oksijen tedavisi ve mekanik ventilasyon gibi destekleyici bakım gerekebilir.
Hangi türde olursa olsun grip, bağışıklık sistemleri enfeksiyonu kontrol etme ve sonuçlarıyla başa çıkma olasılığı daha düşük olan yaşlıları, çocukları, hamile kadınlar ve önceden var olan sağlık sorunları olanları ağırlıklı olarak etkiler. Çoğu insan komplikasyon olmadan iyileşse de bu hassas gruplar, ciddi hastalık ve ölüm riski altındadır.
H1N1 ve H3N2 genellikle birlikte dolaşır, ancak her mevsimde biri baskın olma eğilimindedir. Bu kış kuzey yarımkürede H3N2 baskın durumda, ancak bu sefer beklenenden daha erken başladı ve hızlı yayıldı. Bu yıl, alt klad K olarak bilinen H3N2 virüsünün bir varyantını görüyoruz. Bu varyant, enfeksiyona neden olmak için insan hücrelerine bağlanan proteinde değişikliklere sahip ve vaka sayılarındaki artışın muhtemelen nedeni, bu varyantın diğer grip türlerine kıyasla enfeksiyon yapma yeteneğinin daha iyi olmasıdır.
Biz de bu sene grip virüsünün arttığını gözlemliyoruz. Ama yanı sıra co-enfeksiyonlar (eş enfeksiyon) yani aynı anda birkaç solunum virüsünün bir ara olmasına da çok rastlıyoruz. Bizi şaşırtan en önemli vakalar ise H1N1 ve H3N2 grip virüslerinin bir arada görüldüğü vakalar. Grip suşları salgın dönemlerinde sıklıkla birlikte dolaşsa da grip alt tipleri arasında eş enfeksiyonlar çok nadiren tespit edilir. Bu olaylar önemlidir çünkü grip virüslerinin yeniden birleşmesine ve yeni salgın suşlarının dolaşımına yol açabilir. Mevsimsel grip virüsleri H3N2 ve H1N1arasındaki yeniden birleşme, bulaşma verimliliği artırıp yeni grip suşlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu virüsler halihazırda dolaşımda olan virüslere karşı bağışıklıkla sınırlanacağı için pandemi potansiyeli olmayacaktır. Ancak rekombinant virüsler geliştirirlerse bulaşma ve hastalık yapma yeteneklerini artırabilirler. 2000-2002 yılları arasında, H1N1 virüsünün HA'sından ve H3N2 virüsünün diğer tüm genlerinden oluşan bir rekombinant olan H1N2 virüsü küresel olarak yayılmıştır.
H1N1 ve H3N2 gibi İnfluenza A virüslerinden korunmanın en etkili yolu önlem almaktır. Her yıl aşı olmak en güçlü önleyici tedbirdir. Grip aşısı, yaklaşan sezonda dolaşımda olması muhtemel grip türlerine karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmıştır. Diğer önleyici tedbirler arasında elleri sık sık yıkamak, hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak, öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnu kapatmak ve hasta olduğunuzda evde kalmak yer alır.
Bu sene H3N2 vakalarının artmasının bir diğer nedeni de dolaşımdaki varyantın mevcut grip aşısında bulunan H3N2 ile iyi eşleşmemesi. Her yıl grip aşısı, ileriye dönük modellemeyle yaklaşık altı ay öncesinden belirlenir. Genelde kuzey yarımkürede kullanılacak olan aşı güney yarımkürede dolaşan virüsleri gözleyerek kuzey yarımkürede hangi virüslerin dolaşabileceğini tahmin etmeye çalışırlar. Uzmanlar bu bilgiyi ve matematiksel modellemeyi kullanarak, ellerindeki popülasyondan olası evrim yönünü belirlerler. Daha sonra, Dünya Sağlık Örgütü'nün bu üç farklı grip virüsünün hangi suşunun bir sonraki aşıya dahil edilmesi gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunurlar.
Grip aşısı, yüksek risk altındaki kişiler ve onların bakıcıları için çok önemlidir. Bu sene aşıdaki virüs ile dolaşımda olan virüs arasında hafif genetik farklılıklar olsa da aşı yine de ciddi hastalıklara karşı koruma sağlayacaktır. Şu ana kadar virüsün bu yılki aşının korumasından kaçtığına dair hiçbir kanıt yok; tahminler biraz daha bulaşıcı olabileceğini gösteriyor, ancak bunu kesin olarak söyleyebilecek kadar güçlü bir kanıt da henüz yok. Bu nedenle, ciddi hastalıklara karşı korunmak için aşılama hala önemlidir.
Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu