Yapılan bir araştırmaya göre, Alzheimer kan testleri hastalığın ne zaman başlayacağını tahmin edebiliyor.
Alzheimer hastalığının ne zaman ortaya çıkacağını gösterebilecek testler umut verici olsa da henüz sağlıklı kişilerde kullanılması önerilmiyor.
Bir kişinin kanındaki tau moleküllerinin %4'ünden fazlası fosforile (217. Pozisyona) olduğunda saat işlemeye başlar; yani Alzheimer hastalığının (AH) belirtilerine doğru bir süreç başlar. Araştırmacılar, bu aşamaya gelmenin ne kadar süreceği sorusuna üç ila dört yıllık bir zaman dilimi içinde cevap verebileceklerini söylüyorlar. Şubat 2026 Nature Medicine'de yayınlanan çalışmaya göre bu amaçla iki kohorttan elde edilen verileri kullanarak, sözde bir saat modeli oluşturdular. Model plazma p-tau217'nin amiloid pozitifliğini gösteren bir seviyeye ulaşacağı yılı tahmin ederek, AH semptomlarının ne zaman ortaya çıkacağını öngörebiliyor. Ancak bu testlerin doğruluğu ve belirsizliği konusunda sorular devam ediyor ve uzmanlar bu testlerin henüz yaygın kullanıma hazır olmadığı konusunda uyarıda bulunuyor.
Çalışmadaki sonuçlar cesaret verici olsa da henüz bireysel hastalar için önemli klinik fayda sağlayacak düzeyde değiller. Alzheimer hastalığı, kişiden kişiye değişen çok sayıda kesişen risk ve direnç faktörüne sahip karmaşık bir durumdur. Bu faktörler semptomların başlangıç yaşı ve klinik gerileme hızı üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir.
Çalışmaya bilişsel bozukluğu olmayan 62-78 yaş arası 600'den fazla kişi dahil edildi. Bu kişilere Alzheimer hastalarında beyinde biriken p-tau217 adlı bir proteini tespit etmek için kan testleri yapıldı. Daha sonra, bilişsel bozukluğu olmayan kişilerde hastalığın başlangıç yaşını üç ila dört yıllık bir belirsizlikle tahmin etmek için bir matematiksel model kullandılar.
Alzheimer hastalığının bir tedavisi yok. Bu nörodejeneratif durum, beyinde amiloid protein plakları ve tau protein yumakları hafıza kaybı veya kafa karışıklığı gibi görünür semptomlar ortaya çıkmadan on yıldan uzun bir süre önce gelişmeye başlar.
Hastalığın biyolojik belirtilerini tespit etmek için kan testleri giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bu testler, omurilik sıvısı örneklemesi veya pozitron emisyon tomografisi (PET) taramaları gibi geleneksel tanı yöntemlerine göre çok daha ucuz ve uygulanması daha kolaydır. Alzheimer belirtileri gösteren kişilerde kullanım için onaylanmış iki test bulunmaktadır: Lumipulse (Fujirebio) ve Elecsys (Roche Diagnostics).
Ancak bu testlerin Alzheimer hastalığına kimin yakalanacağını ve kimin yakalanmayacağını her zaman doğru bir şekilde tahmin edemeyebileceğinin altını çizmek isterim ve tıp camiasının genel görüşü, bilişsel gerileme belirtileri göstermeyen kişilerin bu testleri yaptırmamaları gerektiğidir.
Alzheimer hastalığının belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edilmesi, tedavi açısından hayati önem taşıyabilir: Hastalığın kesin bir tedavisi olmamasına rağmen, erken tanı konduğunda bazı kişilerde hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabilen iki ilaç onaylanmıştır. Ayrıca, hastalığın biyolojik belirtilerini gösteren ancak semptom göstermeyen kişilerde tedavinin hastalığı önleyip önleyemeyeceğini belirlemek için bu ilaçlarla ilgili klinik çalışmalar devam etmektedir. Sonuçların önümüzdeki birkaç yıl içinde açıklanması bekleniyor.
Bu son yayında, araştırmacılar p-tau217 proteinini taşıyan kişilerin hastalığın belirtilerini ne zaman göstereceğini kan testiyle ne kadar iyi tahmin edebileceklerini incelediler. Bu plazma "saatlerinin" kişilerin hastalığın belirtilerini ne zaman ve ne kadar olasılıkla göstereceğini tahmin edebildiğini buldular.
Bu plazma p-tau217 tabanlı model, araştırmacılar tarafından geliştirilen saatlerin en son versiyonudur. Daha önce, amiloid-PET, tau-PET ve BOS p-tau217'ye dayalı geri sayım modelleri geliştirmişler ve her birini ilgili belirteç pozitif hâle geldikten sonra semptomların ne zaman ortaya çıkabileceğini tahmin etmek için kullanmışlardır. Bu saat modelleri, belirli bir AH belirtecinin bir dönüm noktasına ulaştıktan sonra, birkaç yıl boyunca herkeste benzer bir oranda yükseldiği gözlemlerine dayanmaktadır. Eşik aşıldığında kişinin yaşına bağlı olarak, modeller semptomların ne zaman ortaya çıkma olasılığının yüksek olduğunu tahmin edebilir.
Araştırmacılar özellikle şu sonucu vurguluyorlar: bir kişinin p-tau217 seviyesi yükseldiğinde yaşı ne kadar büyükse, semptomları da o kadar çabuk ortaya çıkacaktır. Örneğin, 60 yaşındayken yapılan kan testi pozitif çıkarsa, belirtilerin ortaya çıkması 20 yıl sürebilir; oysa 80 yaşına kadar kan testiniz pozitif çıkmazsa, bu süre sadece 10 yıl olabilir.
PET veya BOS'a kıyasla, plazma p-tau217 daha erişilebilir ve daha az invazivdir. Peki, bir hastalık saati olarak da işlev görebilir mi? Elbette, testler kusursuz değil. Belirtisi olmayan kişiler için önerilmez. Ayrıca, teşhisin her iki tarafında üç ila dört yıllık bir hata payı olması "büyük bir aralık" olarak kabul edilebilir. Ayrıca kronik böbrek hastalığı ve obezite gibi diğer tıbbi durumlar, bu proteinlerin dolaşımdaki seviyelerini büyük ölçüde etkiliyor ve sonuçları önemli ölçüde etkileyerek yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle plazma testlerinin farklı popülasyonlarda nasıl performans göstereceği konusunda hâlâ birçok cevapsız soru vardır.
Sınırlılıklarına rağmen, bu testler teşhis ve tedavi planlaması için hâlâ değerlidir. Hastalığa yakalanma riski daha yüksek olan kişiler, egzersiz, sağlıklı beslenme ve bilişsel veya sosyal uyarım gibi müdahalelerden yine de fayda görebilirler.
Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu
https://www.nature.com/articles/s41591-026-04206-y