İklim Değişikliği ve Vektör Kaynaklı Hastalıklarda Artış
İklim Değişikliği ve Vektör Kaynaklı Hastalıklarda Artış

İklim krizinin belirgin bir özelliği, küresel ekosistemlerdeki değişim hızıdır. Bu, birçok hastalığın gelecekteki epidemiyolojisi hakkında belirsizlik yaratmaktadır: yalnızca tarihsel olarak salgın olarak ortaya çıkanlar değil, aynı zamanda eskiden istikrarlı ve endemik olarak kabul edilenler ve ortadan kaldırılmaya veya yok edilmeye doğru yönlendirilenler de.

Son on yıldır, insan eliyle meydana gelen iklim değişikliğinin neden olduğu sıcaklık ve yağış düzenindeki değişiklikler, vektörlerin ve hayvan rezervuarlarının hayatta kalma ve coğrafi dağılımlarını bozuyor. Kene ve diğer vektör kaynaklı hastalıkların daha önce endemik olmadığı bölgelerde ortaya çıkmasına yol açıyor. Keneler, insanlara, evcil hayvanlara ve vahşi yaşama çok çeşitli patojenlerin bulaştırılmasında kritik rol oynayan zorunlu hematofag örümceklerdir. Borrelia burgdorferi (Lyme), Anaplasma phagocytophilum, ciddi nörolojik rahatsızlıklara neden olabilen kene kaynaklı ensefalit virüsü (TBEV) ve ölümcül viral bir hastalık olan Kırım-Kongo hemorajik ateşine neden olan Kırım-Kongo hemorajik ateş virüsünün vektörleri olarak keneler, dünya çapında önemli halk sağlığı riskleri oluşturmaktadır.

Ixodes ricinus, Avrupa'da en yaygın kene türüdür ve B. burgdorferi, A. phagocytophilum ve TBEV'nin vektörüdür. Hayatta kalmaları, üremeleri ve mevsimsel aktiviteleri sıcaklık ve yağış gibi iklim faktörlerinden etkilenir ve bu da onları çevresel değişikliklere karşı oldukça hassas hale getirir. Bu hassasiyet, yeni ortamlarda gelişme yetenekleriyle birleştiğinde, özellikle küresel sıcaklıklar arttıkça, bu kene kaynaklı hastalıkların yayılması konusunda endişelere yol açmaktadır.

Örneğin, Yakın tarihli makalelerde, Yunanistan'ın dağlık bölgelerinde I. ricinus kenelerinin taşıdığı patojenlerin çeşitliliği raporlanmıştır. Bulgular, B. burgdorferi ve A. phagocytophilum gibi çeşitli patojenlerin varlığını vurgulayarak, bölge için önemli bir halk sağlığı endişesine işaret ediyor.  Lyme hastalığına neden olan bakteriler, iklim değişikliğiyle ısınan bölgelerde yaşama alanını genişletiyor. Daha önce endemik olmadığı yerlerde endemik hâle geliyor.

Bu keneler daha önce etkilenmemiş bölgelere yayıldıkça hem insanlar hem de hayvanlar için yeni riskler oluşturuyor. Dahası, Lyme hastalığının yanı sıra kene kaynaklı ensefalit (TBE) ve Kırım Kongo Hemorajik Ateşi (KKHA) gibi hastalıkların bulaşma potansiyeli de artırıyor.

Dünyanın en önemli ve ölümcül tropikal sivrisinek kaynaklı paraziter hastalığı olan sıtma da önemli bir sorun haline gelebilir. Sıcaklık, yağış düzenleri ve nem gibi iklim koşullarındaki değişim; sivrisineğin ömrü, sivrisinekteki sıtma parazitlerinin gelişimi ve dolayısıyla sıtma bulaşması üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bazı çalışmalar, mevcut sıtma endemik bölgelerinde hastalığın yayılmasında bir artış bildirirken, bazıları kontrol altına alınan veya hastalığı ortadan kaldıran bölgelerde hastalığın yeniden ortaya çıkmasından bahsetmektedir. Sıcaklık, yağış ve nemdeki artış, sıtma taşıyan sivrisineklerin daha yüksek rakımlarda çoğalmasına neden olarak, daha önce bildirilmemiş bölgelerde sıtma bulaşmasının artmasına yol açabilir. Sıtmanın zaten sorun olduğu daha düşük rakımlarda, daha yüksek sıcaklıklar parazitin sivrisinekteki büyüme döngüsünü değiştirerek daha hızlı gelişmesini sağlayacak, bulaşmayı artıracak ve böylece hastalık yükünü artıracaktır.

Diğer taraftan, Batı Nil virüsü ile enfeksiyon riski, iklim değişikliğinin Culex türü sivrisineklerin bolluğunu ve coğrafi dağılımını değiştirdiği için artması bekleniyor. Tropikal vektör kaynaklı hastalıklar, Dengue humması, Chikungunya veya Zika virüsü ile enfekte olmuş bir gezginin dönüşü, yerel sivrisineklerin enfeksiyonuna yol açabilir; bu da en sıcak aylarda virüsü diğer insanlara bulaştırabilir.

En endişe verici olan, insanlarda görülen vektör kaynaklı enfeksiyonlarının yaklaşık üçte ikisinin asemptomatik olmasıdır; vakaların çoğu fark edilmeyebilir veya "grip benzeri semptomlar" olarak kendini gösterebilir. Alışılmadık bu enfeksiyonların akla gelmemesi ve yanlış tanı ile gecikmiş veya optimal olmayan tedaviler, hastalıkların daha şiddetli seyretmesine ve kötü sonuçlara yol açabilir. Örneğin, Rickettsia rickettsii bakterisinin daha önce tespit edilmediği bir coğrafi bölgede spesifik olmayan ateşli bir hastalık için bakım arayan bir hasta, bu hastalık için tercih edilen antibiyotik olan doksisiklin ile tedavi edilmeyebilir. Bu nedenle hekimlere, endemik bölgelere seyahat öykünüz olmasa bile, açık hava aktiviteleriniz ve olası böcek ısırıklarına maruz kalma öyküsü hakkında bilgi vermelisiniz.

İlkbahar ve yaz aylarında böcek ısırıklarından korunmak için cildi örten giysiler giymek, böcek kovucu kullanmak, cildi keneler açısından kontrol etmek, patikalarda kalmak, sivrisinek ısırma aktivitesinin en yüksek olduğu zamanlarda içeride kalmak, kapı ve pencerelere sineklik takmak ve su birikintilerini ortadan kaldırmak gerekir.

Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu

Her hakkı saklıdır © DÜZEN SAĞLIK GRUBU POLİKLİNİĞİ
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2400 Cad. No: 2 Çayyolu-Çankaya/ANKARA Tel: (0312) 240 02 22 Faks: (0312) 240 07 72