Okullar Açılırken
Okullar Açılırken

Okulların kapılarını yeni döneme açtığı bu hafta, aniden bastıran soğukla birlikte virüsler de adeta fırsat kollamış gibi aramıza karıştı. Üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetleriyle başvuran hastalarda bu hafta %12 oranında rinovirüs, %3,8 oranında parainfluenza tip 1 ve %0,8 oranında SARS-CoV-2 tespit ettik. Geçen yılın aynı dönemine göre rinovirüslerde hafif bir artış gözlenirken, diğer virüslerde tablo neredeyse değişmedi.

SARS-CoV-2, rinovirüsler ve parainfluenza virüsleri, benzer belirtilere yol açsalar da farklı viral ailelere mensup, kendilerine özgü klinik profiller taşıyan ve birbirinden ayrı solunum yolu patojenleridir. SARS-CoV-2 veya COVID-19'a neden olan koronavirüs, tat veya koku kaybı gibi sistemik belirtilerle ve risk gruplarında ciddi alt solunum yolu hastalığı ile çoklu organ komplikasyonlarına yol açma potansiyelinin yüksek olmasıyla bilinir. SARS-CoV-2 tanısında hızlı antijen testi veya PCR testi tercih edilebilir. Hafif vakalarda semptomatik tedavi, riskli gruplarda ise antiviral veya destek tedavileri göz önünde bulundurulmalı; izolasyon önlemleri unutulmamalıdır. Okulda öğrencide veya çalışanda pozitif vaka saptanırsa, öncelikle ilgili kişi maske takarak hemen izole edilmeli ve mümkünse evine gönderilerek istirahate yönlendirilmelidir. Okul yönetimi ve aile derhal bilgilendirilmeli, sağlık birimlerine gerekli bildirimler yapılmalıdır. Pozitif kişinin temaslıları değerlendirilerek, semptom gösterenlerin test edilmesi ve izlenmesi sağlanmalıdır. Vakaların ardından havalandırma ve hijyen önlemleri gözden geçirilmeli ve okulda bilgi akışı şeffaf bir şekilde sürdürülmelidir.

Rinovirüs, soğuk algınlığının başlıca nedeni olan bir pikornavirüstür. Tipik olarak üst solunum yolu belirtileriyle (burun akıntısı, hapşırma) sınırlı ve genellikle hafif seyirlidir, ancak astım veya kronik akciğer hastalığı ataklarını tetikleyebilir. Tanı genellikle klinik bulgulara dayanır; ileri testler genellikle gerekmez. Tedavi semptomatiktir; istirahat, bol sıvı alımı ve semptom giderici ilaçlar önerilir. Astım hastalarında tetikleyici olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Astımı olan öğrencilerde solunum semptomlarında artış gözlemlendiğinde, okul hemşiresine veya aileye hızlıca bilgi verilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önerilir. Astımlı bir öğrenci solunum sıkıntısı, öksürük veya hırıltı gibi semptomlar yaşadığında, okul hemşiresine ve ailesine derhal bilgi verilmelidir. Öğrencinin inhalerine veya acil ilacına erişimi sağlanmalı, gerekiyorsa uygun pozisyonda dinlenmesi temin edilmelidir. Şikâyetlerin devam etmesi veya ciddileşmesi halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Parainfluenza ise bebeklerde ve küçük çocuklarda sıklıkla krup, bronşiyolit ve larenjite neden olan bir paramiksovirüs; karakteristik "havlama tarzında" öksürük ve ses kısıklığı ile kendini gösterir. Parainfluenza da klinik tanı yeterli olmayabilir, viral PCR ile doğrulanması gerekebilir. Krup vakalarında, gerekirse nemli hava ve steroid tedavisi önerilebilir. Şiddetli solunum sıkıntısı, morarma veya belirgin halsizlik gözlenen çocuklarda, acil sağlık yardımı gerekebilir. Bu tür acil durumlarda izlenmesi gereken adımlar şöyledir: Öncelikle öğrenci veya çocuk derhal oturtulmalı, çevresi sakinleştirilmeli ve hava yolu açıklığının korunmasına dikkat edilmelidir. Hızlıca okul hemşiresine veya sağlık personeline haber verilmeli, çocuk yalnız bırakılmamalı ve nefes almasını kolaylaştıracak şekilde başı hafifçe yukarıda tutulmalıdır. Eğer oksijen veya acil solunum ekipmanı mevcutsa, uygun şekilde kullanılmalıdır. Ambulans çağrılmalı ve sağlık ekibi gelene kadar çocuk sürekli olarak gözlenmelidir. Ağır solunum sıkıntısı olan çocuklarda hastaneye yatış gerekebilir.

Okullarda salgınların önüne geçmek için alınacak önlemler iki gruba ayrılabilir:

Zorunlu önlemler:

- Sınıfların ve ortak alanların belirli aralıklarla havalandırılması

- Temizlik görevlerinin yönetmeliklere uygun şekilde düzenli biçimde yapılması

- Hasta öğrencilerin, ilgili sağlık birimine bildirilerek okula kabul edilmemesi ve izolasyon gerekliliğinin yerine getirilmesi

Önerilen önlemler:

- El hijyeninin öğrencilere günlük alışkanlık olarak kazandırılması

- Hasta öğrencilerin evde dinlenmeleri için teşvik edilmesi

- Ortak kullanılan alan ve malzemelerin temas sonrası temizlenmesi

Bu doğrultuda, özellikle zorunlu önlemler tüm okul yönetimleri tarafından titizlikle uygulanmalı, önerilen önlemler ise salgınla mücadelede daha geniş kapsamlı bir koruma sağlamak adına destekleyici olarak değerlendirilmelidir.

Yaz mevsimi geride kalırken, mide-bağırsak enfeksiyonları da peşimizi bırakmıyor. İshal ve kusma şikayetiyle başvuran hastalarda %9 oranında norovirüs, %3 oranında sapovirüs ve yine %3 oranında rotavirüs tespit ettik. Fakat bu hafta asıl sürprizi, %6 oranında karşımıza çıkan Cryptosporidium yaptı.

Cryptosporidium, insanlarda ve hayvanlarda şiddetli ishale yol açan mikroskobik, tek hücreli bir parazittir. Bakteri veya virüs değildir. Enfekte kişilerin veya hayvanların dışkısıyla kirlenmiş su, havuz, toprak ve çiğ gıdaların tüketilmesiyle bulaşır. Sulu ishal (diyare), karın krampları ve bulantı yapar. Sağlıklı kişilerde belirtiler 2-10 gün içinde başlar ve 1-2 hafta içinde kendiliğinden geçer. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ise hastalık çok şiddetli, uzun süreli ve hayati tehlike oluşturabilecek tablolara neden olabilir. Parazit, çevresel şartlara ve klorlamaya karşı çok dirençli olduğundan temizlemek zordur.

Bu parazitin dışkı-oral yolla bulaşması ve klora dirençli olması nedeniyle, özellikle okulda hijyen önlemleri büyük önem taşır. Tuvaletlerin düzenli temizliği, el yıkama alışkanlığının kazandırılması ve ortak su ile yiyecek kaynaklarının hijyenine dikkat edilmesi şarttır. El yıkama alışkanlığını kazandırmak için, öğrencilere el yıkamanın önemi üzerine kısa eğitimler verilebilir ve uygulamalı gösterimler yapılmalıdır. Örneğin, sabunla el yıkamanın adımları öğretilebilir, posterler veya renkli görseller sınıflara asılarak öğrencilere görsel hatırlatmalar sağlanabilir. El yıkama zamanı olarak özellikle tuvalet sonrası, yemeklerden önce ve dışarıdan sınıfa girişlerde tekrar edilmesi teşvik edilmelidir. Ayrıca el yıkama şarkıları ya da el yıkama yarışmaları gibi eğlenceli etkinliklerle çocukların ilgisi artırılabilir.

Küçük çocukların tuvalet sonrası ellerini doğru yıkamaları sağlanmalı, temiz içme suyu kullanımı güvence altına alınmalıdır. Hastalara bol sıvı vererek sıvı kaybı önlenmeli, bağışıklığı baskılanmış kişilerde ise özel tedaviler gerekebilir. Özellikle çocuklar ve bağışıklığı düşük bireyler için yakın takip önerilir.

Her hakkı saklıdır © DÜZEN SAĞLIK GRUBU POLİKLİNİĞİ
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2400 Cad. No: 2 Çayyolu-Çankaya/ANKARA Tel: (0312) 240 02 22 Faks: (0312) 240 07 72